Yaşamın Boyutları ve Biz


'4 Boyutlu Profesyonel Koçluk' imajı, bir metafora dayanıyor. Ama gelişigüzel bir benzetme değil bu.

Üstünde yaşadığımız dünya ve onun da içinde olduğu evrenin boyutlarından söz ediyoruz.

0 boyut: NOKTA

Tabii ki bir varsayımdan ibaret. En minik noktaya önce büyüteçle, daha sonra mikroskopla baktıkça, o nokta denen şeyin hiç de boyutsuz olmadığını, kâğıt üstüne nokta gibi gördüğümüz şeyin aslında kocaman bir leke olduğunu görürüz. Bir toz zerresini inceliyorsak, o boyutsuz gibi görünen toz zerreciği mikroskopta bir göktaşını andıracak kadar boyu posu olan 3 boyutlu bir cisimdir.

1 boyut: Uzunluk

"İki nokta arasındaki en kısa yol" olduğu varsayılan "Doğru Parçası"nın da, onun iki yönden de sonsuza kadar uzamış hali olan "doğru"nun da tek boyutu var, sadece "uzunluk". Tabii bu da bir varsayım. Önce büyüteç daha sonra mikroskop devreye girince o sözde "tek boyutlu" nokta'nın eni önce bir kurdeleden başlayıp TEM Otoyolu'na kadar genişliyor da daha ötesi görüş sınırlarımızın dışına çıkıyor artık.

2 boyut: Boy ve en = YÜZEY

Alanları böyle ölçüyoruz işte. 120 m2 sözü, bir apartman dairesi hakkında bize bir fikir veriyor. Ama o apartman dairesini alacak kadar paramız varsa, sadece yüzeyini değil, yaklaşık 3 m2, belki daha da fazla yüksekliğinin de sahibi olmuş oluyoruz. Yoksa satın alınan dairelere -yani hiç yüksekliği olmayan 120 m2'ye- biz değil belki ancak onu satın alan banknotlar girebilirdi. Girebilir miydi acaba? Hiç sanmam. İnanmıyorsanız o dümdüz kâğıt parçalarından birini alın elinize ve kalınlığına bir de mikroskopla bakın, bakalım ince miymiş, kalın mı?

3 boyut: Boy, en ve yükseklik/derinlik = Hacim

Evet, üstünde yaşadığımız dünya da, onunla birlikte içinde yer aldığımız uzay da 3 boyutlu.

Telefonda randevulaşırken "Buluşalım" demek yetmiyor, buluşamıyorsunuz. Ne yeri belli, ne zamanı.

"2 km ötede buluşalım" derseniz durum hala belirsiz. Nerden başlayıp 2 km ötede, hangi yöne doğru 2 km gitmek gerek?

Diyeceksiniz ki "Taksim'de, Marmara Otelinde", epeyce bir yol alınmış demektir. Gene de biriniz girişteki pastanede, öteki çatıda beklerse boşuna beklemiş olmanız tehlikesi hala var demektir.

Biraz daha belirlerseniz, lobi'de diye, evet, o zaman 3 boyutlu bir buluşma yeri belirlemiş oluyorsunuz demektir.

Ya 4. Boyut?

4. boyut neyin nesi peki? Marmara Otelinin lobisine biriniz saat 14.00'te, öbürünüz 19.00'da gidip saatlerce beklerseniz o vakit anlarsınız 4. Boyutun ne demek olduğunu.

Evet, içinde yer aldığımız uzay 3 boyutlu, ama yaşadığımız hayatın bir boyutu daha var: Zaman. Bütün yaşamımız -şimdilik diyelim- bu 4 boyut içinde belirlenebiliyor. Nasıl mı, daha mı açalım? Peki.

 

0 Boyut: NOKTA

Oraya insanı yerleştirelim. Yani siz, yani -Nasrettin Hoca'nın tanımıyla- dünyanın merkezi.

Tek boyut: UZUNLUK

Bir hedefe doğru yürüyorsunuz. Yürüyeceğiniz yolun bir uzunluğu var. Bu uzunluk çoğu kez sizin iradenizin dışında. Siz, ya da bir başkasının o hedefe ulaşabilmesi için kat edilmesi gereken - her ikinizin de iradesinin dışında, yürümek ya da koşmakla değişmeyecek- belli bir uzunluğu var. 

İki boyut: YÜZEY, ALAN

Düşmüşsünüz bu yola, ilerliyorsunuz. Gözünüz hedefe dikilmiş, ona giden en kısa yoldan, dümdüz mü gidiyorsunuz, bir milim bile sağa sola sapmadan? Bu mümkün mü?

Tabii ki değil. Yolunuzun üstüne bir engel çıkarsa, en basitinden ulu bir çınar diyelim. Dümdüz gideceğim diye küttedenek ağaca toslayacak değilsiniz ya! Tabii ya sağa ya sola doğru biraz rotanızı kırıp ağacı geçtikten sonra tekrar burnunuzu doğrultabilirsiniz menzilinize doğru. Ne oldu şimdi? Bir doğru üstünde, sadece tek boyutta değil, bir alan üstünde iki boyutta sürdürüyorsunuz yolculuğunuzu. Evet yaşam yolculuğunda "Hattı yaşamak yok, sathı yaşamak var".

Üç boyut: Boy x en x yükseklik = HACİM

Peki, ya önünüze çıkan şey bir ağaç, bir direk değil de uçsuz bucaksız, Çin Seddi misali bir duvarsa, o zaman? Az sağa veya sola saparak bu engeli aşmaya imkân yoksa ne olacak? Mucize mi bekleyeceksiniz. Yoo, helikopter diye bir şey icat olmuş. Keser ayağınızı yerden, üçüncü boyuta, yükseğe taşır, Seddi aştıktan sonra da usulca yere indiriverir, devam edersiniz menzile doğru yolculuğunuza. Evet, üstünde yaşadığımız dünya da, içinde yuvarlandığımız evren de üç boyutlu ve yaşamımız da bu üç boyutta geçiyor…

… ve dördüncü boyut: ZAMAN

Son cümlemizin sonunu bir daha tekrarlayalım: "… Yaşamımız da bu üç boyutta geçiyor…"

Evet, üç boyutta durmuyor, geçiyor.

Dördüncü bir boyutun içinde hareket ediyor başından sonuna, çocukluğumuzdan yaşlılığımıza, gençliğimizden olgunluğumuza, geçen yıldan gelecek yıla, dünden yarına doğru. Ve bu zaman yolculuğunda çevremizdeki her şeyle birlikte biz de değişiyoruz.

Nasıl çocukluğumuzdaki biz ile bugünkü biz aynı kişi değilsek, nasıl 10 yıl önceki biz bugünkü biz değilse, tabii ki geçen yıldan bu yana da değiştik, ama az, ama çok. İlk çağ filozofları "Aynı derede iki kez yıkanılmaz" demişler, çünkü dere aynı dere değildir, az önceki sular akıp gitmiş, başka sular gelmiştir onların yerine. Hatta "Aynı derede bir kez bile yıkanılamaz" diye düzeltmişler daha sonra.

Hatta beşinci boyut bile var.

Evet, zaman içindeki hareketimiz sadece bir otomobilin bir yolda fiziksel olarak yer değiştirmesinden de öte, aynı zamanda niteliğindeki değişmeyi de hesaba katmamız gerek, çünkü yaşam bütün bu değişimleriyle, felsefedeki anlamıyla, kendi diyalektiği içinde geçip gidiyor. Onu anlamak için "Değişim"i de beşinci boyut olarak ele almak gerekecek, ama acelemiz yok, daha sonra…

İLETİŞİM FORMU

Ad / Soyad Şehir Telefon E-Mail